Recent Updates Toggle Comment Threads | Tuş takımı kısayolları

  • ikiciftsiir 23:01 on 25 February 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , ,   

    Behçet Necatigil – Sevgilerde 

    Sevgilerde

    Sevgileri yarınlara bıraktınız
    Çekingen, tutuk, saygılı.
    Bütün yakınlarınız
    Sizi yanlış tanıdı.

    Bitmeyen işler yüzünden
    (Siz böyle olsun istemezdiniz)
    Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
    Kalbinizi dolduran duygular
    Kalbinizde kaldı.

    Siz geniş zamanlar umuyordunuz
    Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
    Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
    Geçeceği aklınıza gelmezdi.

    Gizli bahçenizde
    Açan çiçekler vardı,
    Gecelerde ve yalnız.
    Vermeye az buldunuz
    Yahut vaktiniz olmadı.

    Behçet Necatigil 

    Reklamlar
     
  • ikiciftsiir 21:52 on 23 February 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , ,   

    İki Çift Şiir – yirmi’dört 

    yirmi’dört

    daracık kaldırımlarda yürüyoruz,
    hızlı hızlı etrafa bakınmadan.
    onlarca hayatı, manzarayı es geçiyoruz,
    kendimizi bile umursamadan.
    oysa bir dursak, bir baksak…
    kendimize, etrafımıza…
    geçecek sancılarımız, acılarımız…
    yaşam yeniler kendini ve insanı, bırakalım.
    bi’şeylerin etrafında dönüp dolaşmalayım.
    yaşayalım, hiçbir tadı kaçırmadan,
    çok da geç kalmadan.

     
  • ikiciftsiir 00:46 on 22 February 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Gülten Akın, , , ,   

    Gülten Akın – İlkyaz 

    İLKYAZ

    Ah, kimselerin vakti yok
    Durup ince şeyleri anlamaya

    Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
    Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
    Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
    Bakıp kapatıyorlar
    Geceye giriyor türküler ve ince şeyler

    “Memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı
    Bir dev oluyorsun deniz deniz deniz
    sisin dere ağızlarından sokulup akşamları
    Fındıklarımızı basıyor
    Neyleriz kararan tomurcukları
    Çocuklarımıza yalvarıyoruz: Aç durun biraz
    Tecimenlere yalvarıyoruz:
    Bir “Hotel” bir gizli evlenme az çiziniz
    Bir banka az çiziniz bir yalvarma
    Bizden size ve sizden dışardakilere

    Karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye
    -Evet efendim-
    Çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye
    Bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet
    Yazların motorlu çingeneleri

    Ah, kimselerin vakti yok
    Durup ince şeyleri anlamaya

    Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
    Toprağa tutku, kendinden dolayı
    Kulaklarımızı tıkıyoruz: Para para para
    Kulaklarımızı açıyoruz: Kavga kavga kavga
    Sorar belki biri: Kavga ama neden kavga
    Komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde
    -Bilmiyoruz neden kavga.

    Sonra kasabanın cezaevinde
    Silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz
    Günlerimiz iterek genişletiyoruz
    Yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye
    Bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye

    Durup ince şeyleri anlatmaya
    Kimselerin vakti olmasa da
    Okulların kadın öğretmencikleri
    Tatil günlerini çoğaltsalar da
    Kutsal nemiz varsa onun adına
    Gözlerimiz için bağlar dokusalar da
    Birikimler ve çizgiler gitgide gitgide
    Açmaya ilkyaz çiçekleri

    Bir gün birileri öte geçelerden
    Islık çalar yanıt veririz

    Gülten AKIN

    Instagram’a göz atmayı ihmal etmeyin.

     
  • ikiciftsiir 16:39 on 20 February 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , ,   

    İki Çift Şiir – yirmi’üç 

    yirmi’üç

    Uzanalım seninle şöyle boylu boyunca…
    İki hoş sohbet, koyun koyuna…
    Dalmışız, gökyüzüne yıldızlara…
    Ruhum bedenimden ayrı, geçmiş uçuşa…
    Umrumda olmazdı yansa da bu dünya.
    -Yaşamak işte bazen hayaller içinde…
    Sarhoşluk için hayalin bile yeter bana.

    Instagram’dan iletişime geçmek ve takip etmek için tıklayın.

     
  • ikiciftsiir 20:55 on 19 February 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , , , İlhan Berk   

    İlhan Berk – Üç Kez Seni Seviyorum Diye Uyandım 

    ÜÇ KEZ SENİ SEVİYORUM DİYE UYANDIM

    Üç kez seni seviyorum diye uyandım
    Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
    Bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum.

    Sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün.

    Sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim
    Sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
    -Taflanım! diyordu bir ses duyuyordum.

    Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.

    Kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım
    Şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim
    Karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum.

    Eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun.

                                                                                           Deniz Eskisi
    İlhan BERK

    Instagram’dan takip etmeyi unutmayın.

     
  • ikiciftsiir 00:54 on 19 February 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , ,   

    İki Çift Şiir – yirmi'iki 

    yirmi’iki

    Gözlerinde mahsur kaldım.
    Kaldır uzun kirpikli parmaklıkları,
    Dünyayı seyredeyim en güzel yerden.
    Bu ne denli sermestliktir,
    Uçuyorum gökyüzüne göz yüzünden.

     
  • ikiciftsiir 15:40 on 18 February 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    Takip etmek isteyenler için Instagram’da da paylaşım yapmaya başladım. Destek olabilir ya da görüş ve eleştiride bulunabilirsiniz.

    http://instagram.com/ikiciftsiir

     
  • ikiciftsiir 23:28 on 17 February 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Edip Cansever, , ,   

    Edip Cansever – Ölü Sirenler 

    Ölü Sirenler

    Gerçekte duymadığım sesler bitti
    Öğleye doğru bir gökgürültüsü yalnız
    Karıştırdı ortalığı bir süre
    Gök akıttı bir parça yağmurunu
    Ve deniz kuşları umutsuz
    Arıyorken kokularını gölgelerinde
    Sıyırdı bir iki bulutu güneş de
    Yığılıp kaldı yorgun
    Denizin gözbebekleri üstünde.
    Bir uyum muydu durgunluk, fırtınayı
    Gökgürültüsünü de barındıran içinde
    Duyuyorum o tanıdık sesi yeniden
    Tiz bir çıngırağı andıran
    Benzeyen zil sesine de
    Daha önce unutmuşum gibi denizde
    Yankılanıp durdu ara vermeden.

    Hangi dili öğreniyordum? Mutluluk
    İki tek ağustosu çarpıştıran
    Sızdıran kanını bu yaz gününe
    Yaşayan bir mutluluk? Ve işte
    kaç yerinden kesilmiş ki ellerim
    Bekletip durdu da acısını bunca yıl
    Şimdi bir gülümseme gibi sindi yüzüme.

    Görmüşüm daha önce de bir Lidya kralının boynunda
    Bilmekti yazgısını ölümünü, gene de
    Yıllarca beklemişti kendini
    Yeşimden sapı olan bir kılıçla
    Bense ne içimi yakan rüzgarı
    Ne denizdeki yangını, ne gökgürültüsünü
    Duymuş gibi olduğum sesleri de değil
    Yaşamın gövdesini arıyordum yalnızca
    Bir çürük dişle alnımdaki
    İki üç kırışığı yedeğine takmış da.

    Özledim ilkelliğimi dalgalarında
    Buldum savaşı bitmez derinliklerini
    karıştırdıkça bir kargının ucuyla
    Gördüm, bekliyordu kendini de o da
    Germiş de al kıskacını Lidya kıralı gibi
    O turuncu ruh, değişken
    İzledim onda ilk oluşumu sanki
    Hafifçe kesilmiş gibi oldu dudağım bir yerinden.

    İşledim payıma düşen her görüntüyü
    Kamaştı gözlerim kıyıya varınca
    Rüzgarın itişiyle kumlarda
    Durmadan yer değiştiren
    Sayısız siren iskeleti
    Çın çın ötüyordu sessizlik kaburgalarında
    Dedim, besbelli başıboş bırakmışlar da korkuyu
    Tarihin onlara bağışladığı
    Bu garip raslantıdan
    Doğma bir rahatlıkla parıldıyorlar şimdi
    Kemikleri som altından.

    Sığındım çatısına bu yok olmuş şehrin.
    Şehir ki herkesin bir şehir düşündüğü gibiydi
    Tanrım! tunç bir kapı kilidi
    Bronz bir sokak
    Kumlar içindeydi. Ve bu çakıl taşı
    Kimbilir kimin külrengi kalbi
    Tanrım!
    Neden herkes başka tarafa bakıyor
    Neden herkes başka biriydi.

    Yıkıntılardan geçtim, eski mezarlardan
    Şimdi artık bir anımsamada yeri olmayan
    Arı kümeleri taşların arasında
    Ve yukarıda kuşlar yanmış kağıt parçaları gibi
    Uçuşuyordu da
    Ağır ağır yanıyordu da şehir
    Yanmayan kadınlar gördüm
    Nasıl görünürse dünya gözyaşının altından
    Tam öyle, dönüp duruyorlardı bu cehennem oyununda
    Ve büyümeyen adamlar gördüm, hiç şaşırmadım.
    Konuşuyorlardı sırayla, ilgisiz
    Ağaçlara asılmışlardı bir yandan da
    Bir kapı kirişine asılmışlardı ve ufka
    Ölüm müydü konuştukları? Ölümdü anlaşılan
    Silince bir aynayı çıkıveren karşılarına
    Bir ölümdü ki, işte bir muska asılı dururdu duvarda
    Bir büyü gösterilirdi
    Bir kuyu sezdirilirdi
    Hiç yoktan bir zincir boşalırdı avluda.

    Akşam geri verince bana gözlerimi
    Şehir de kayboldu, denizin durgunluğu da
    Bir anka kuşu yeniden karıyorken küllerini
    Bir kaya oyuğu kendini alıştırıyorken boşluğa
    Dedim, deniz de bendim, düşleyen de denizi
    Ve sabah olur olmaz üstünde derinliğimin
    Bir gülümseme gibi bulacağım kendimi.

    Edip CANSEVER

     
  • ikiciftsiir 01:20 on 17 February 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Cahit Sıtkı Tarancı, , ,   

    Cahit Sıtkı Tarancı – Desem ki 

    DESEM Kİ

    Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
    Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
    Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
    Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
    Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
    Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
    Sende tattım yemişlerin cümlesini.

    Desem ki sen benim için,
    Hava kadar lazım,
    Ekmek kadar mübarek,
    Su gibi aziz bir şeysin;
    Nimettensin, nimettensin!
    Desem ki…
    İnan bana sevgilim inan,
    Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
    Ve soframda en eski şarap.
    Ben sende yaşıyorum,
    Sen bende hüküm sürmektesin.
    Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
    Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
    Günlerden sonra bir gün,
    Şayet sesimi farkedemezsen,
    Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
    Bil ki ölmüşüm.
    Fakat yine üzülme, müsterih ol;
    Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
    Ve neden sonra
    Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
    Hatırla ki mahşer günüdür
    Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

    Cahit Sıtkı TARANCI

     
  • ikiciftsiir 20:13 on 16 February 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , ,   

    İki Çift Şiir – yirmi'bir 

    yirmi’bir

    Ben her mısranın altında adını haykırıyorum.
    Duyuyor musun?
    Tüm çabam buna değil mi?
    Duyurabilmek sesimi,
    Hissettirebilmek sevgimi…
    Şimdi sen saçlarının arasından gülüp,
    Gelmeyecek misin yüreğime, evine, ey sevgili?
    Gelsen göreceksin efuli…
    Bir varlık bir varlığa bu kadar değer atfeder mi.
    Bir insan bir insanı bu kadar sever mi.
    Ve göreceksin oranın günlük değil ömürlük olduğunu…
    Senin olduğunu şıp diye anlayacaksın sevgili, şıp diye farkedeceksin efuli.

     

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
En üste git
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç
%d blogcu bunu beğendi: